AN-RA ÜMİT YAĞAN
NART dergisi 72. sayı
www.kafkasfederasyonu.org
İlgi ve Amaç
Bu çalışmamızda İlkçağ Anadolu halklarından Hattilerin kentlerinden birini, "Hattuş/Hattuşaş" kentinin ve "Hatti" sözcüğünün anlamını Abhaz / Adığe dil grubundan yararlanarak açıklamaya çalışacağız.
Konuya Genel Bakış
Bilim adamlarına göre Hattiler, MÖ 3. Bin yılın ortalarından beri küçük krallıklar ve beylikler halinde yaşıyorlardı. Bu krallıklardan birinin adı da Hatti idi.
"Hatti" adına ilk kez Sartamhari metinlerinde rastlanılmaktadır. Sözü edilen metinlere göre MÖ 3. Bin yılın sonlarında Mezopotamya'da kurulan Akad İmparatorluğu (MÖ 2350-2150) krallarından Naram-Sin ile Hatti kralı Pampa'nın liderliğindeki 17 şehir devletinden oluşan Anadolu koalisyonu arasında bir savaş olmuştur (Memiş, s. 32). Bu metinlerden anlaşıldığına göre Hatti, bu şehir devletlerinin en güçlüsüdür.
Hatti dilinde "Hatti" denilen kente, aynı dilde "Hattuş" da denildiği ve Hititlerin aynı kente "Hattuşa" ve "Hatti kenti" dedikleri anlaşılmaktadır (Alp, s. 2). "Hattuş" kentinin adının sonuna, Hititler tarafından "aş" eklenerek "Hattuşaş" biçiminde de söylendiği saptanmaktadır (Akurgal, s. 31).
Bilge Umar, konuyla ilgili şu tespitleri yapmaktadır: "Brandentein (RE Suppi, V1, Kleinasiatische Ursprachen maddesi, s. 169 satır 31-33 ve s. 170 satır 5-6) Hatti sözcüğünün öz biçiminin Khattu ve anlamının da gümüş ülkesi olduğu kanısındadır" (Umar, 1993, s. 307). Herzfeld de aynı görüştedir. Ancak her iki yazarın da sağlam kaynaklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır (Umar, 1993, s. 308).
Hatti sözcüğünün öz biçiminin "Khatu" olduğu görüşünü olası görmekle birlikte anlamının "gümüş ülkesi" olduğu görüşünü hiçbir belgeye dayanmadığından dayanaksız bularak kabul edemiyoruz. Kaldı ki "Hatti" sözcüğünün öz biçiminden söz edilmektedir ve bu sözcük, kentin değil halkın adıdır. Kentin Hatti dilindeki adı "Hattuş"tur. Yazarların yukarıdaki tespitlerinde, halk adıyla kent adı ayrımının yapılmadığı görülmektedir. Yine de hiç değilse bir ya da birkaç Hatti lehçesinde, halkın adının "Khatti", kentin adının "Khattuş" biçiminde söylenmiş olması mümkün görülmektedir. Halkın adını "Khatti", kentin adını "Khattus" alternatifleriyle yazan Bilge Umar'ın da bizimle aynı sonuca ulaştığı anlaşılmaktadır (Umar, 1999, s. 24-25). (Diğer yandan, bir konuyu belirtmeden geçemeyeceğiz. Adığe dilinde "Dışa" altın anlamına gelmektedir. "Dışa" sözcüğünün, "Hat-tuşa/Hat-tuşa-ş" kentinin adındaki "tuşa" sözcüğüne benzerliği açıktır. Bu nedenle "Hattuşa" kentinin altınla ilişkilendirilmesi mümkün görülmekte olup yeri geldiğinde ilişki kurulacaktır.)
Asur metinlerinde halkın adı "Hatti/Hattı" ve "Hate/Hata", kentin adı "Hattuş" şeklinde; Hitit metinlerinde kentin adı Hatti kenti, Hattuşa ve Hattuşaş şekillerinde görülmektedir. Aslında, "Hatti" adının "Hate/Hata" biçiminde de söylendiğinin kanıtlarını Hatti kaynaklarında da saptıyoruz. Geç Hitit beyliklerinden birinin adı, Hatti kökünden "Hatena/Hate-na" olduğu gibi, Hatti kökenli Hitit tanrısı "Hatepinu/Hate-pinu" adında da (Akurgal, s. 31) aynı "Hata/Hate" kökü bulunmaktadır. Bu tanrının adının sonundaki "pinu" sözcüğünün "çocuğu" anlamındaki Hattice sözcük olduğunu biliyoruz. Bu durumda Hate-pinu, "Hate çocuğu" anlamına gelir. Buradaki "Hate" sözcüğü, şüphesiz ki "Hatti" dir. "Pinu" sözcüğü "bın" şeklinde ve "çocuk" anlamında Adığe dilinde de halen kullanılmaktadır (Özveri, s.18).
Bu tespitlerden de anlaşılacağı üzere halkın adı bütün metinlerde Hatti (Khatti) ya da Hate (Khata) şeklindedir. Hatti dilindeki "Hatti/Khatti, Hata/Khata" sözcüğü" Abhaz/Adığe dilinde birleşik bir sözcük olarak "Ha-ti/Khati, Ha-ta/Kha-ta" biçiminde görülmektedir.
"Hatti/Hate" Sözcüğünün Anlamı Üzerine
"Hatti" ya da "Hati" sözcüğünün Adığe dilinde tespit edebildiğimiz bir anlamı yoktur ancak sözcüğün aldığı diğer biçim yani "Hata/Hate" sözcüğü, "Hade/Hate, Khade/Khate" biçiminde Adığe dilinin bütün lehçelerinde "ölü-ceset" anlamında halen kullanılır.
Diğer yandan, aynı sözcük "Ha-ta/Ha-te, " biçimiyle Adığe dilinde (Ha= köpek, (a)ta, (a)te= baba), dolayısıyla "köpek baba" anlamındadır. Aynı sözcük Abhaz/Abaza dilinde de "a-khada/a-khade" biçimiyle halen "başkan" anlamında (Ankuab, s. 171) kullanılmakta olup, aslında "kha/ka= baş", "da/de/dı= kişi", "khada/khade= baş kişi anlamında birleşik sözcüktür. "Ha-ta/Ha-da, Ha-dı" sözcüğü tam bu şekilde hiç değiştirilmeden de Abhazcada anlamlıdır: Ha=yüce, da,dı=kişi, Hata/Hada, Hadı= yüce kişi (Büyüka-1993, s. 25). Bu sözcüğün Abazacadaki "yüce kişi, başkan" anlamlarına yakın bir anlamının Hatti dilinde de bulunduğu anlaşılmaktadır çünkü Sedat Alp'in belirttiğine göre, Hatticede "katte" sözcüğü "kral", "kattah" sözcüğü "kraliçe" anlamına gelmektedir (Alp, s. 3). "Katte" sözcüğünün yukarıda belirttiğimiz, Adige ve Abhaz dilindeki sözcüklerle ilişkisi açıktır. (Bilge Umar, "Tatta" sözcüğünü açıklarken "t" sesinin iki kez kullanılmasını "önemsiz bir yazı değişikliği" olarak açıklamaktadır. Umar, 1993, s. 772.)
"Hade/Hate, Khade/Khate" sözcüğünün küçük nüans farklarıyla Abhaz/Adığe ve Hatti dillerinde "ölü, köpek baba, başkan, yüce kişi ve kral" anlamlarında kullanılmış olmasını nasıl açıklamak gerekir? Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, Hitit inancında krallar, öldükten sonra tanrılaştırılır. Daha doğru bir söyleyişle Hitit kralları ölmez, öldüğünde tanrı olur. Öyle anlaşılıyor ki bu inanç Hatti kökenlidir. "Hatti/Hate/Hade "sözcüğüyle de öldükten sonra tanrılaştırılan bir ata kralın yad edildiği anlaşılmaktadır. Belki de bu tanrı-kral adını daha önce andığımız "Hate-pinu"dur. Her durumda bu inancın Greklere de geçtiği, adını hemen hiç değiştirmeden ölüler tanrısı olarak "Hades" adıyla kutsandığı sonucuna varılmaktadır. Ölü kralın köpekle özdeşleştirilmesi ve aynı zamanda "köpek ata" olarak anılması, eski Mısır'ın köpek başlı ölüler tanrısı Anubis'i çağrıştırmaktadır. Nasıl bir ilişkinin bulunduğu ayrıca araştırılması gereken bir konudur. Fakat "Ha" sözcüğünün Adığe/Abhaz dilinde aldığı "yüce" anlamıyla aynı zamanda köpeğin adlandırılmış olmasının tesadüf olamayacağını düşünüyoruz.
Hatti ve Adığe Sözcüğü
"Hatti" sözcüğü birleşik bir sözcük olup "ha" ve "tı/dı" kökünden olduğu anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Adığe sözcüğü de "tı/dı" kökünden bir sözcüktür. "Tı/dı, Ta/da" kökünden sözcüklere kral ve eril Tanrı adı olarak ilkçağ Anadolu'sunda sıkça rastlanılmakta olup "Attis/attes, Telipinu, Teşup, Attalos" adları ilk akla gelenlerdir. Bütün bunlar, "Hatti" sözcüğüyle "Adığe/A-dı-ge" sözcüğü arasında bir ilişkiyi düşündürmektedir. Bu konu daha sonraki bir çalışmamızda daha detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
"Hat" Sözcüğü Üzerine
Adığe dil felsefecisi Ber Hikmet, Adığe dilindeki "t" sesinin aşkınlık ve yükseklik ifade eden bir dilsel işleyişte bulunduğu, varolanı aşan bir anlam ifade ettiği, aşkın duygularla ortaya çıkan bir gücü anlattığı düşüncesindedir (Ber, s. 65). Bu tespiti doğrularcasına Hatti dilindeki "Hatti/Hate" sözcüklerinin "Hat" biçiminde kısaltıldığı, Tevrat'ın Türkçe çevirilerinde ise "Het" biçimini aldığı görülmektedir. Aynı halkın Kur'an'daki adının "Ad kavmi" olduğu konusunda ise pek az kuşku vardır.
"Hat/Khat" kökünden aile ve boy adlarına Adığeler arasında halen rastlanılmaktadır:
"Hatı/Hatu", Adığe ailelerinden birinin adıdır.
"Hat-ko", "Hat-oğlu", Adığe klan ailelerinden birinin adıdır.
"Hat-ko-y" , (ko= oğul, y= yer adı son eki), "Hatkoy" ; Bir Adığe boyunun adıdır.
"Hat" sözcüğü ile bu boyun ya da yukarıda sözü edilen ailelerden birinin anlatılmış olabileceğini bir olasılık olarak kaydetmek durumundayız.
"Hattuş" Adının Anlamı Üzerine
"Hattuş" adının sonundaki "ş", "Kaniş" adında olduğu gibi yer adı son eki olarak düşünülmektedir. Bu durumda ek almamış kök sözcük "Hattu" ya da "Ha-tu" şeklinde görülmekte olduğundan Adığe/Abhaz dilinde araştırılması gerekmektedir. Abaza dilinde düşündüğümüzde, sözcüklerin sonundaki "tu" dikkatimizi çekmektedir, çünkü "tu" sözcüğü halen Abaza/Abhaz dilinde "du" biçiminde kullanılmakta olup "büyük" anlamına gelir: Andu = Büyük anne, nandu =Büyük anne, Abdu = Büyük baba, Dadu= Dede, Dadadu=Büyük dede. Kısaca "Hat-tu" sözcüğü Abaza dilinde "büyük Hat", "Ha-tu" sözcüğü ise "büyük Ha" anlamına gelmektedir. Umar'ın yukarıda aktardığımız görüşünde belirtildiği üzere çok önemli olmayabilirse de bu iki sözcük arasındaki nüans farkına dikkat çekmek istiyoruz.
Abaza/Abhaz dilinde "ha" yüce anlamına geldiğinden "hatu/hadu", yüce büyük, anlamına gelir. Aynı zamanda bu dilde artikle almış biçimiyle "ah/a-hı/a-ha" sözcüğü "bey, asilzade, prens" anlamlarında kullanılır ve "ah-du/a-ha-du/ha-du" birleşik sözcükleri de "büyük bey, büyük asilzade, büyük prens" anlamlarında halen kullanılmaktadır. Bu tespitler nedeniyle Adığe-Abhaz üst dilinde (ya da Hatti dilinde) "Ha-tu-ş, Ha-du-ş" sözcüğünün "büyük prens (kral) yeri" anlamında kullanılmış olmasının mümkün olduğu düşünülmektedir.
Diğer taraftan "du" sözcüğü Adığe dilinde de bulunmakta olup "iki" anlamına gelmektedir. (Bilge Umar, Meriggi'ye atfen Luvi dilinde "iki, çifte" anlamında kullanılan "Tuwai" sözcüğünün bulunduğunu belirtmektedir. Bu tespit, sözcüğün Hatti dilinin bazı lehçelerinde bu anlamda da kullanılma olasılığını güçlendirmektedir.) Kısaca "Hatu/Hadu" sözcüğü Adığe dilinde iki köpek, "Ha-tu-ş/Ha-du-ş" sözcüğü "iki köpek yeri" anlamına gelir. Diğer taraftan Adığe dilinde eski dönemlerde "Ha" sözcüğüyle yalnız evcil köpeğin değil, genel olarak yırtıcıların adlandırılmış olduğunun işaretlerinin bulunduğunu, örnek olarak aslana "orman köpeği" anlamında "mezıha" denildiğini belirtmek istiyoruz. Aynı şekilde "du" sözcüğünün Abhaz dilindeki "büyük", "ha" sözcüğünün Adığe dilindeki "köpek" anlamları nedeniyle Adığe-Abhaz üst dilinin bazı lehçelerinde (daha doğrusu, Hatti dilinin bazı lehçelerinde) "Ha-tu/Ha-du" sözcüğünün "büyük köpek", yine aynı dilde "Ha-tu-ş, Ha-du-ş" sözcüğünün "büyük köpek yeri-iki köpek yeri" anlamında kullanılmış olması mümkün görülmektedir.
Hatuşaş Adı Üzerine
Yukarıda da belirtildiği gibi Hititler, Hattilerin "Hattuş" dedikleri kentin adını Hatuşa ve Hatuşaş biçimlerinde kullanmışlardır. "Hatuşaş" adı, Abhaz-Abaza dilinde, "Hat-tu-şa-ş/ Ha-tu-şa-ş" biçiminde birleşik bir sözcüktür. Sözcüğün sonundaki "ş" daha önceden tanıdığımız yer adı son ekidir. Yeni eklenen "şa" sözcüğü ise, Abazacada kardeş, kan ve ışık anlamlarına gelir (Büyüka, s. 111). Aynı sözcük Kaberdey dilinde bağımsız bir şekilde bulunmazsa da "nı-ş=kurban" sözcüğünün sonunda "kan" anlamında, "ane-ş/yene-ş" sözcüğünün sonunda "ana kanı, ana kardeşi" anlamında, şimdi anlam genişlemesiyle kardeş anlamında kullanılan "ko-ş/go-ş" sözcüğünün sonunda "oğul kanı, oğul kardeş" anlamında bulunmaktadır. Aynı sözcük Abzahcada "şı" şeklinde kardeş ve at anlamında kullanılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, "kardeş", "ışık" ve "kan" anlamına gelen "şa" sözcüğü Hatti dilinde de bulunuyordu. Böylelikle "Ha-tu-şa-ş" adının, "yüce büyük kardeş yeri", "yüce ışık yeri" ve "yüce büyük kan yeri" anlamlarında; "Ha" sözcüğüne "kral-prens" anlamı verilerek, "büyük kral kardeş yeri, büyük kral kan yeri, büyük kral ışık yeri" anlamlarında kullanılması, böylece kralın büyüklüğü ve yüce kanı vurgulanırken kentin tarihindeki ağır yenilginin (kanlı olayın) ve Anitta'nın lanetinin -Bilindiği gibi kent, Kral Anitta tarafından yakılıp yıkılmış, bir daha iskan edilmesi yasaklanmış ve lanetlenmiş, yüz yıl kadar sonra 1.Hattuşili kenti iskana açmış ve başkent yapmıştı- hep canlı tutulmuş olması mümkün görülmektedir.
"Ha-tu-şa-ş" adından nüans farkıyla ayrılan "Hat-tu-şa-ş" adı ise, "Hat (halkı) büyük kardeş yeri, Hat (halkı) büyük kan yeri, Hat (halkı) büyük ışık yeri" anlamındadır. Yukarıda belirttiğimiz Adığece "dışa=altın" sözcüğü nedeniyle "Hat-tuşa-ş" sözcüğüne, Adığe dilinde "Hat altın yeri" ; "Ha-tuşa-ş" sözcüğüne ise, "yüce altın yeri" anlamları verilebilir. Bu anlam zenginlikleri, sözcüklerin değişik söz oyunlarıyla kullanılmış olma olasılığını düşündürmektedir.
Sonuç
Bilim adamları tarafından Hatti diliyle ilişkilendirilen Abaza/Adığe dilinde "Hatti, Hattuş, Hatuşaş" adlarının açıklanabilmesi, aynı kök sözcükten halk adlarına Adığeler arasında da rastlanması, hatta Adığe adıyla Hatti adı arasında ilişki kurulabilmesi, Diakonoff'un ileri sürdüğü ve bizim de doğru olduğunu düşündüğümüz, "Hatti diliyle Abhaz/Adığe dili akrabadır" tezinin doğruluğunu gösteren bir ek kanıt olarak değerlendirilebilir
KAYNAKÇA
1. Akurgal, Ekrem, "Anadolu Uygarlıkları", İstanbul,1989.
2. Alp, Sedat, "Hitit Çağında Anadolu", İstanbul, 2001.
3. Ankuab, Gunda, "Türkçe-Abazaca Konuşma Kılavuzu ve Sözlük", İstanbul, 2007.
4.Ber, Hikmet, "Ses Anlamsal Temelinden Adığece-Çerkesce- Etüd ve Öğrenim Kitabı, Ankara, 2007.
5. Büyüka, B. Ömer, "Abhaz Mitolojisi Anaç mı?", İstanbul, 1971.
6. Büyüka, B. Ömer, "Abhaz Tarihinin İskeleti", İstanbul, 1993.
7. Umar, Bilge, "Türkiye'deki Tarihsel Adlar", İstanbul, 1993.
8. Umar, Bilge, "İlkçağda Türkiye Halkı", İstanbul, 1999.